Deneme & Hikaye, Kurgu

Boyut: Bölüm 4

Boyut: Bölüm 4

Genel İzleyici

 

– Kimsin sen! , diye bağırdım.

– Hayda, bir daha sarhoş olmana izin vermicem oğlum, diye bağıran Batu yan taraftaki yataktan yastığını fırlattı üzerime. Ve yorganını kafasına geçirdi.

– Noldu dün gece, diye inledim. Başım ağrıyordu.Terli alnımı silmeye yeltenirken Batu yine bir şeyler fırlatmak için hışımla etrafına bakındı.

Sanırım dün gece biraz abartmıştım. Gerçi hayal meyal hatırladığım geceye dair fazlaca umutsuz bir vaka olduğumu anımsadım. Birde bir kızla muhabbet ediyordum. Ahh, neyse!

– tamam, tamam sakin ol sustum, dedim.

Yavaşça kalktım yataktan. Yastığını başının ucuna geri iade ettikten sonra banyoyu aramaya koyuldum. Banyoya girip elimi yüzümü yıkadım iyice. Burası Batu’nun apartı olmalıydı. Tek kişilik apartta iki yatağın olması garibime gitse de, tek kişi için ideal bir konaklama alanıydı. Bir oda, bir banyo, banyoda klozet ve bir de mutfak vardı. Hiç yerleşmemişçesine ortalık derli topluydu. Dolabı açtım, içinde 15 li paketten kalan 4 yumurta, yarım paket peynir ve 3 tane bira vardı. Ekmek olmadığını tahmin ederek, geceden kalma kıyafetlerimin üzerine ceketimi geçirerek kapıya yöneldim. Etrafa bakındım anahtarı bulmak ümidiyle. Masanın üzerinde, Batu’nun cüzdanının yanında duruyordu. Aldım ve dışarı çıktım. 5 katlı bir binanın 5. Katından yürüyerek aşağı indim. Kapıdan dışarı çıkmamla nefessiz bırakan soğuğu yüzüme yedim. Evet, sabahın 7 sinde hava gerçekten çarpıcı bir soğuğa sahip oluyordu her ne kadar daha kış gelmemiş olsa da… Etrafa bakındım, gözlerim bir market veya bakkal arıyordu. Sokaktan çıktığımda bir mini market gördüm. Oradan ekmeğin yanında sucuk, zeytin ve bir de çilek reçeli aldım. Canım çilek reçeli çekmişti her ne hikmetse. Midem hala bulanıyordu ama kurt gibide açtım. Apart a döndüğümde Batu hala uyuyordu. Marketten aldıklarımı dolaba yerleştirdim. Mutfaktaki sandalyeye oturup telefonla uğraşmaya başladım vakit geçirmek için. Çok güzel bir esneme geldi o an. Yeterince dinlenememiş olmalıyım ki hala uykum vardı. Başımı masaya koydum,  bir süre gözlerimi kapadım. Kızın gözleri geldi bir anda önüme. Parça parça görüntüler geliyordu zihnime dün geceden.-Yakamdan çekip kulağıma bir şeyler söyledi, Batu kalkmıştı,- sonra, sonra ne oldu? Hatırlamak için gözlerimi sımsıkı yumdum. -Sonra kalkıp gitti. Eee, ne oldu ki, ne konuştuk biz onla? O sırada Batu kapıyı açtı, kıçını kaşıyarak banyoya gitti. Ben de ısıtıcıyı çalıştırdım kahvelerimiz için. Dolaptaki dört yumurta ile sucuklu yumurta yapmak için tezgaha yöneldim. Batu banyodan çıkana kadar kahvaltıyı hazırlamıştım.

– Herhalde kahve içersin, çünkü başka bir şey yok mutfakta, diyerek kıkırdadım.

– Ben hep kahve içerim ki sabahları, diyerek yanıtladı.

–  Ben ne bulursam onu içenlerdenim, dedim.

– Evet, evet fark ettim. Dün gece ne bulduysan içmişsin zaten, diyerek bana kızgınlığını belli etti.

– Kusura bakma, dün biraz fazla kaçırmışım, dedim af dilercesine ellerimi birleştirdim. Yüzüme de çizmeli kedinin o meşhur ifadesini yerleştirdim.

– Miyavlasana, dedi.

Anlamsızca baktım suratına.

– Miyavlarsan, affederim, dedi hınzırca gülerek. Bende rahatlarcasına bir tebessümle,

– Miyavv, Batuhan ağğbi, miyav mırmırrmır miyav, diyerek sırnaştım üzerine doğru,

– Tırnaklarımı kesmemişsin Batuhan ağğbii, diyerek canavarlaşıp üzerine atladım.

Bir süre güreştikten sonra onun gönlünü almıştım. Yavaştan her ikimizde masaya geri oturduk. Batu, eskiden girdiği fotoğraf atölyesinden bahsediyordu. Kendisini orada nasıl geliştirdiğinden, niçin fotoğraf çekmek istediğinden falan bahsediyordu. Sanırım kızgınlığı geçmişti, eski haline dönmüştü çünkü. Burada da bir fotoğraf kulübüne girmişti zaten. Bu kulüp bir dernek tarafından destekleniyormuş. Ve her sene 3 kişiyi uluslar arası fotoğrafçılık turlarına gönderiyorlarmış. Hedefinin ilk üçte olmak olduğunu sürekli vurguluyordu. Kafasında bir sürü planda yapmıştı. Bense onu dinliyordum ilgiyle. Aktif düşüncelerini hayata geçirme isteğiyle yanıp tutuşuyordu. Benim hep olmayı hayal ettiğim bir karakterdi kendisi. Diğer yandan her zaman da korkmuşumdur bu kadar aktif olmaktan. Çünkü ben sakin bir kişilik olarak devam etmiştim hep. Kimse benden bir çılgınlık beklemezdi ne bileyim çocukken bile zile basıp kaçmaktan, komşuları rahatsız etmekten zevk almazdım. Ya da öyle olmayı kazımıştım zihnime ve karakterime. Doğrusunu söylemek gerekirse zile basıp kaçmanın ne kadar eğlenceli olduğu hakkında bir fikrim de yoktu. Merak ederdim, arkadaşlarımı izlerdim ve onların heyecanlı koşuşturmacaları ilgimi çekerdi. Fakat ben buna cesaret edemezdim. Çünkü yaramaz bir çocuk değildim. Böyle avuturdum kendimi. Aileme ve öğretmenlerime layık bir insan olmak, heyecandan ve tehlikeden uzak kalmak her zaman işime gelmiştir.

• • •

Umudumu göklere çıkarırdım. Bulutlarda şekillenişini izler ve hayaller kurardım. İzlerdim diğerlerini, nasıl gülüyorlar, neye hayran kalıyorlar, kimlere aşık oluyorlar? Bazen gökyüzünü izler kendiliğinden şekillenen bulutlarda arardım umutlarımı. Bazen denizde ki dalgada, bazen ise yere düşürülen demir paralarda arardım hayallerimi. Totemler biriktirdim bir zaman, bir zaman ise gördüğüm en güzel gülümsemeleri saydım. İzlerdim insanları, karanlık ve renkli yüzleri takip ederdim. Gölgeler üzerinden bile hayaller kurardım. Gördüğünüz gibi genel olarak hep izlerdim.

• • •

Kahvaltımızı bitirmek üzereyken Batu’nun telefonu çaldı ve konuşmak için odasına çekildi. Annesi aramıştı sanırım. Ben masanın başında kaldım öylece. Sabah canım isteyerek aldığım çilek reçeline gözlerim daldı. Kasede yaklaşık beş tane çilek vardı üzerlerindeki çekirdekleri saymaya koyuldum usulca. Okul başlayalı 3 ay geçmişti. Evimde yediğim en son kahvaltıyı hatırlıyor ve tebessüm ediyordum. Özlemiştim annemle ablamı. İçimden aramak geldi ki o esnada telefonun çaldı. Arayan annemdi. Mutlulukla açtım telefonu, sesi biraz kötüydü grip olduğunu söyledi geçiştirdi. Ablamdan falan bahsetti Latife Nine selam söylemiş vs. konuşmayı sonlandırdık. Ablamla da konuşmak isterdim ama onu sonra aramak daha çok işime geldi.

Batu’ dan birkaç parça kıyafet alıp giyindim. Oda hazırlandı ve okula doğru yola çıktık. Yol boyunca ben yine bir sessizliğe gömüldüm. Batu kulaklığını takmıştı. Beni dinlemesi için işaret ettim.

– Dün geceki kızı tanıyor musun ?

– Yoo, hayır senle konuşmak istediğini söyledi bende kalktım. Anlat bakim kimdi o güzellik? Dedi.

– Bende tanımıyorum, geldi bir şeyler söyledi gitti. Hatırlamıyorum pek, Dedim.

– Hadi ya yakındınız bayağı, hoş kızdı açıkçası, dedi ve sırıttı.

– Gece sayıkladım mı peki? Dedim.

– Hiç susmadın ki ! ‘ kimsin sen’ deyip durdun. He bir de ‘tesadüfler’ falan bir şeyler daha mırıldandın.

O sırada yavaş yavaş geldi konuşmalar hatırıma. Tesadüflerden konuşmuştuk evet. Beni tanıdığını söyleyip duruyordu. Evet, tanıyordu. Karşılaşmıştık onunla bir yerlerde lakin ben onu tanımıyordum. Ama gözlerini biliyordum da, nereden? Tanıdığım bu gözler aklımdan çıkmıyordu bir türlü.

-Neyse, boş ver öylesine birisi işte, deyip geçiştirdim.

Çeyrek saat kadar sonra okula geldik. Derse girmeden evvel kantinden birer kahve alıp oturduk bir masaya. Dün geceki gruptan birileri geçiyordu yanımızdan bizi görünce birer sandalye çektiler. Partiyi nasıl bulduğumuzu sordular, her zaman gelmemizi falan istediler. Gerçi ben fazla hatırlamıyordum.

Ders çıkışı yine o mekana girmeye karar verdik. Ara ara aklıma geliyordu kız. Kafamda hala kız hakkında soru işaretleri vardı. Belki yine karşılaşırız umudu ile kafe ye geldik. Birer kahve istedik. O gece oturduğumuz yerden farklı olarak bir masaya kurulduk. Farklı arkadaşlarda vardı yanımızda. Koyu bir sohbete koyulmuş vaziyetteki diğerlerini izliyordum. Garson kahvelerimizi getirdi. Farklı bir his vardı içimde. Bakışları üzerimde hissediyordum, bildiğim bu his beni strese sokmaya bir hayli elverişliydi. Civardaki diğer masalarda, beni izleyen gözler vardı. Lakin ben onlara bakamıyordum. Oturduğum koltuğa biraz daha gömülmeyi tercih edip, iyice içime kapanıyordum.

– Neyin var, diye seslendi Batu kulağıma yaklaşarak.

– Bilmiyorum, gerginim sadece. Diyerek geçiştirdim.

Başımı masaya koydum bir süre, başım ağrımıştı. Gözlerimi kapadım. Bir süre öyle bekledim. Üzerimde ki bakışların dağıldığını hissediyordum. Lanet bakışlar dağıldığında gözlerimi açıp başımı kaldırdım tekrardan. İzlenme hissi olağanca rahatsız ediyordu, ben diğerlerini izlerken bu kadar rahatsız ediyor muydum acaba?

Kahvemi bitirmek üzereydim ki omzuma birisi dokundu. Tam dönecekken elleri ile gözlerimi kapatıp,

-Ben kimin bil bakalım? dedi.

Ses, ‘bakalım’ kelimesini uzatarak şirinlik kattı kendisine. Henüz bir tahminde bulunamadan omzumdan sarılarak sol yanağıma bir öpücük kondurdu. Neler olduğunu anlamaya çalışır halde sol tarafımdan kızın yüzünü görmeye yeltendim. Sağ profilden birkaç saniye gördüm, sonradan diğer yanıma geçip Batu ve diğerlerine selam verdi.

-Ben Melissa, diye tanıttı kendisini tüm gruba hitaben. Benim onu tanıtmama müsaade etmeden hem de. Gerçi ben nasıl tanıştırayım ki, daha ben bile tanımıyorum kızı. Hem bu ne samimiyet yahu?  Yine sinir kat sayılarım yükseliyordu. Müsaade isteyip oturdu. Sağ tarafıma doğru bir sandalye çekip Batu ile ortamıza yerleşti. Evet, bildiniz, dün geceki kız bu. Yavaştan kendini tanıtmıştı, diğerleri ile de sohbete başlayıp onlarla da tanışmıştı. Gayet hızlı bir biçimde iletişim kuruyordu.  Batu şaşkın bir halde bana bakıp ‘ hadi yine iyisin’ bakışı attı. Ben hala olayın şaşkınlığı ile kıza bakarken o koyulduğu hoş sohbetine devam ediyordu. Kahvemin son yudumunu alıp lavaboya gitmek için müsaade isteyip kalktım. Bir süre aynada kendimi izledim, yüzümü yıkayıp kurulamadan evvel biraz daha baktım kendime. ‘Melisa demek’ diye içimden geçirdim. Hoş kızdı evet ama benle ne işi vardı? Yada ne alıp veremediği? Biraz sonra masaya döndüğümde,

-Evet, evet beni karanlıktan kurtarmıştı, dedi kız.

– Nasıl yani, rüyanda öcüler sana saldırdı ve Utku da seni oradan kurtardı he ! diyerek bana sarıldı Batu. ‘kahramanım benim’ diyerek hüzünlü sesler çıkardı. Sonrasında herkes gülmeye başladı. Ben neler olduğunu çözmeye çalışırken masadakilerden bir kız ‘çok tatlı bu kız ya’ diyerek hayranlığını belirtti.herkese kendisini sevdirmeyi başarmıştı enerjisi ile. Ben yerime geçip kıza ters ters bakıp, ‘ evet bayağı komik ve tatlıdır kendisi’ dedim. Gülüşmeler devam ederken Kıza doğru yaklaşıp,

-Ne işin var burada, dedim. Aslında iyi oldu geldiği ama her nedense yine sinirli bir tavır takınmıştım. Dün gecede böyle olmuştu. Masadakiler her şey normalmiş gibi sohbetlerine devam ettiler sonra.

– Geçerken seni gördüm bir selam vermek istedim, dedi. ‘Tamamen tesadüf’ diye ekledi hınzırca gülerek.

– Tesadüf ha, eminim öyledir, dedim.

– İstersen inanma, dedi omuz silkerek.

– Ne istiyorsun benden ? diyerek hırladım kısık sesle.

– Kıçını kolluyorum ahmak ! dedi benle aynı tonda.

– Ne ? ne saçmalıyorsun sen, diyerek ona döndüm.

– Sonra anlatırım, baş başa kaldığımızda, dedi.

Masadaki sohbete dahil oldu hiç konuşmamışız gibi. Bense yüzüm asık halde kahve fincanım ile oynamaya başladım. Ara ara ona bakıyordum gerçekten güzel ve dikkat çekici bir kızdı. Ne demek istediğini ve hangi sebepten ötürü kıçımı kolladığını bilmesem de güven veren bir havası vardı. Aynı zamanda ukala tavrı hiç hoşuma gitmemişti. Bir saat kadar süren o hoş sohbet bitmek üzereydi. Melissa ilginç konulardan muhabbet açarak herkesi sohbete dahil ediyor ve herkes tarafından da sevilmeyi başarmıştı. Bense sohbete fazla katılmıyor ara ara kızı kesiyordum. Fark ettim ki oda bana göz ucu ile bakmayı ihmal etmiyordu. ‘hadi kalkalım mı ‘ dercesine kıpırdandım yerimde. Batu fark etti ilkin. Grubu da harekete geçiren kişi o olmuştu tabi. Aynı anda kalktık masadan. Hesabı ödeyip caddeye doğru adım attık. Ayrılma vakti gelmişti. Herkes Melissa ile tanıştığına çok memnundu. Özellikle tekrardan görüşme talebinde bulundular birbirlerine. Diğerleri giderken Batu, ben ve Melissa kaldık kafenin önünde.

-İyi çocuklar ya, dedi kız iç çekerek.

– Öyledirler dedi Batu,  sonrasında ekledi, sende çabuk ısındın he, diyerek sırıttı.

– Aynen ya uzun zaman oldu birileri ile böyle sohbet etmeyeli, dedi.

– Evet, benim arkadaşlarımla daha iyi arkadaş olmak üzeresin, dedim iğnelercesine.

– Hadi ama Utku sende biraz neşelensene sabahtan beri hiç tadın yok! Dedi batu.

– Eve gidelim mi ? dedim omuz silkerek keyfim olmadığını belirttim.

– Tamam, tamam durak şu tarafta bize geçeriz önce kıyafetlerini alırsın hem.

– Sen eve tek başına gidebilirsin değil mi Batuhan, dedi kız. Sonrasın ekledi, çünkü Utku ile biraz işimiz var, dedi.

Batu gayet normalmiş gibi benim şaşkınlığıma aldırmadan,

-Tamam, tabi ki. Sonra bir ara alırsın eşyalarını, deyip Malissa’ ya selam verdi. Ve bana da eliyle silah yapıp ateş ederken göz atmayı ihmal etmedi. Her zaman ki vedalaşma hareketimizmiş gibi havalı bir şekilde poz kesmişti. Gerçi hoşuma giden bu harekete, başımla onaylayıp gülümseyerek karşılık verdim.

Az ilerden duraklara doğru dönüp gözden kayboldu. Melissa ile baş başa kalmıştık sonunda. Ona bakmıyordum. İlgisiz ve umursamaz görünmeye çalışıyordum.

-Ee şimdi ne yapıyoruz, dedi sempatik bir ses tonu ile.

– Sanırım kıçımı kollaman hakkında konuşacaktık, dedim dalga geçercesine.

– Evet, öyle bir konu vardı değil mi ? dedi düşünceli bir tavırla.

– Evet varmış öyle bir konu, anlatsana biraz nasıl oldu bu iş, tesadüfler falan, dedim iğnelercesine.

– Böyle ayak üstü olmaz, dedi sanki ortada bir giz varmış gibi etrafını kolaçan ederek. ‘ yürü gidiyoruz ‘ dedi koluma girip beni çekiştirmeye başladı.

– Nereye yahu ! dedim. Çekiştirmelerine karşı koyarak.

– Bize, dedi haylaz ve bir o kadar tatlı bir bakışla.

Saçma sapan bir şey yaşıyormuşum gibi hissediyordum. Soru işaretlerim, onun bu kadar rahat ve kafasına nasıl eserse öyle yaparmış havası ile artmaya başlamıştı lakin çekiştirmesine karşı koymaya en fazla üç adım kadar devam edebildim.

Devam edecek…


Etiketler :
Okunma : 551
Paylaş : Face Tweetle Pinle Whatsapp
Yazar Hakkında -
← « l » →
Gönderiyi beğendin mi? Çayla!

unliked


2 Yorum

  • Profil Fotoğrafı

    yeni bi ÜT tadında yazı, ayrıntıların bu denli güzel kullanıldığı yazılara bayılıyorum

    2 sene önce
  • Selçuk...

    Uzunca bir rüyanın ayrıntılı tasviri gibi hissettim okurken. Sonunda “Kızın yüzüne bakmak için sağıma dönmeye yöneldiğimde pat diye yataktan düştüm. Terlemiş ve nefessiz kalmıştım. Neyseki rüyaymış diyerek düştüğüm yerden uzandım ve sigaramı aldım. Son tek kalmıştı içinde, terli dudaklarımı kolumla sildim ve sigarayı dudağımla buluşturdum. Kibriti yaktım ve sigaramı ateşledim. Sabahın ilk ışıkları odanın penceresinden usulca girene dek o kızı düşündüm.” gibi bir paragraf varmış düşüncesine kapılarak okuduğum bir yazı oldu. Devamını dört gözle beklemekteyim…

    2 sene önce
  • Bi yoruma ne dersin ?

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir