Edebiyat, Eleştiri, Kurgu

Karanlığın Doğum Sancısı

Karanlığın Doğum Sancısı

Karanlık ve aydınlık, huhuhhh iki afilli kelime… Birine iyilik, huzur atfettiğimiz diğerine ise kötülük, rahatsızlık, sıkıntı, dert atfettiğimiz birçok kelimenin yerine veya durumda veya cümlede tamamlayıcı unsur olarak karşımıza çıkan iki hoş ama anlamını yeterince doğru kullanmadığımız kelimeler. Şimdi ben bu yazımda biraz daha insanların belirli bir yönüne atfettiğimiz( ah nasıl ilahi bir yeteneğimiz var atfediyoruz) karanlık terimine karşıtlığımı dile getirmek istiyorum. Hepimizin dilindedir "Karanlık, ürkütücü bir yanı var. "

Örnekler çoğaltılabilir fakat amacımı anladınız.

Evet içimizde iki farklı yön var: İyi insan olmak veya kötü insan olmak, hangisini beslersek o oluruz. (Ahmet Ümit) Ben bu tanımlamaların karanlık ve aydınlık ile birleşim kurması taraftarı değilim. İnsanın içinde ne karanlık fırtınalar kopar aydınlıklara hasret, aydınlıklara gebe, sen görmez ve duymazsın.  Kimi ayrı gerçekler var, her insan için birebir uygulayabileceğimiz bir formül değil bu fakat bireyi bu hale koyan bir olay, olayın hep bir başlangıcı ve de gelişmesi var. Sizin şu andaki karşınızdaki insan bir sentezdir muhtemelen. Başlangıç ve gelişmenin sentezi.

Her karanlık kötü değildir, her karanlık saplamaz bataklığa, bir direniştir karanlık, bir çaresizlik,  bir umut, bir ülkü, bir aydınlığa çıkış biletidir, bir aydınlığa gebe kalmanın sancılı doğum öncesidir.  Medet umar, destek bekler, karanlıklarına ışık olamayacakların ışığını bulmasına vesile olun. Ve farkına varın bilmezseniz kınar ve eleştirirsiniz, bilirseniz ise Dünya daha mutlu bir yer olabilir.

Sevgiler, öpüldünüz. Artık yazılarımı bir "Gossip Girl (veya Man demeliyim sanırım)" bitirme kararı aldım.




Henüz yorum eklenmemiş. Bi yorum atmaya ne dersin?

Bi yoruma ne dersin ?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir