Genel

İnsan: Ölçülü Olması Gereken Hayvandır!

İnsan: Ölçülü Olması Gereken Hayvandır!

‘’Sekiz yaşımda yazmaya karar verdiğimde entelektüel olma gibi bir amacım yoktu. Hatta bu kelimenin ne anlama geldiğini bile bilmiyordum. Sadece yazar olmak istiyordum. Ancak bu seçim içerisinde tohum halinde yeni bir kararı barındırıyordu ve bu da beni entelektüel olmaya, edebiyatın yanında felsefeyi de seçmeye götürdü. Sonrasında, şurası açık ki başlangıçta eserlerimin siyasi bir yanı yoktu, hatta eserlerim hümanizmle bile ilgili değildi. Ancak sonrasında şartlar beni Fransız Direnişine angaje etti.’’

Yukarıda okuduğumuz bu satırlar ünlü Fransız düşünürü ve edebiyatçısı Jean-Paul Sartre’ye ait. Karar alma süreciyle ilgili bu pasaj aslında hayatımızın tüm safhasında bize ayna olabilecek nitelikte. Çünkü kararların kararlar doğurduğu bir dünyada, yani ‘’oluş’’ felsefesinin tahmin bile edemeyeceğimiz küçüklükteki zaman birimlerinde etkinliğini koruduğu bu dünyada, seçimlerin sınırsızlığından ve sonsuzluğundan aynı zamanda birbirini haddinden fazla alakadar ettiğinden bahsedebiliriz.

Her an başımıza neler gelebileceği endişesini hepimiz yaşamışızdır. İnsana acizliğini ve kul olduğu bilincini hatırlatan bu olay yine karar mekanizmamızda da önümüze öngöremeyeceğimiz fenomenlerle karşılaşma yükünü yüklüyor. Günah kavramının belki de en büyük tecellisidir: Yanlış kararlar vermek. Mükemmel insan arayışında olmadığımı açıklamama müsaade edin, çünkü dünyanın nasıl bir kargaşa olduğunu, hangi kaoslardan beslendiğini görebilme yetisine sahip olduğumu düşünüyorum.

İnsanların, tıpkı radyolar gibi frekans ayarları olduğuna inanıyorum. İnsanlar birbiriyle iletişime geçtiğinde, aklımdan tıpkı radyonun çevirme düğmesini hareket ettirdiğim an gibi bazen net bazen de karıncalı dinlediğimiz yayınlar geçiveriyor. Çok iyi duyabilmek ya da kesik, ilgisiz… Bu minvalde tıpkı dinlediğimiz radyo yayınındaki siyasi propagandayı kahvede tartışmaya açma istemimiz ya da dinlediğimiz türküyü dilimizden bir türlü sökemediğimizde de tıpkı bu frekans ayarlarıyla birbirini etkileyen insanlar zümresine benzetmek pek tabii olur sanıyorum. Yani algıları olan insanların kesinlikle izole yaşayamayacağı gibi kararlarını da kendilerinin vermediğine inanıyorum.

Her ne kadar münzevi yaşayan insanlar bizlere çok kendi başınaymış gibi görünse de, bir olayın olmaması eksikliğini yani anın ve zamanın durağanlığına dayanamayan insanın ruhuna acı çektirmediğini aksine yine durağan olmayan tabiattan etkilendiğini söylemeliyiz. Yani yalnızlığın olanaksızlığı…

Peki kararlar alınırken yapmamız gereken ne diye soracak olursak şöyle bir cevaba eğilim göstermemiz gayet makuldür: İnsanoğlu evrende komşuluk üzere yaşadığı için ve tamamen yalnız yaşanması ihtimali olmadığı için, toplum ve onun oluşturmuş olduğu normlar çerçevesinde bir miktar orta yolu tutturmalıdır. Ki bu yine karar almaya çalışan aynı bireyi toplumun dışına itmeden uyumlu bir şekilde nefes alabilmesini sağlayabilmesini sağlamak için kaçınılmazdır.

Salt yalın kararlar dahi alamayan insanın kendi tanrılık iddiası yani her şeyi dizayn edebileceği fikrini bir kenara atıp toplumun sesine kulak vermelidir. Nitekim Toplum Sözleşmesi ile birlikte kurmuş olduğumuz devlet kavramının tam karşılığı buna denk gelmektedir: Anti-Anarşizm.

Yine hem siyasi konjonktürde hem de sosyallik babında, oy toplayabilmek ya da yad edilen insan olabilmek amacıyla makuliyet kavramı, bizlere olması gerekeni göstermektedir. Fakat burada dikkat edilmesi gereken şey ise bu makuliyetin bir gerçeği gösteriyor olup olmadığıdır. Bu hususta verilen aklın kullanılması yeni bir karar mekanizması geliştirebilecektir. Fakat yine bu ya doğanın bir taklidi olacak ya da Hegel’in bahsettiği ‘’töz’’ün bir tezahürü olacaktır.

Ezcümle: bizler karar verirken ne yaptığını gerçekten bilmeyen insanlarız. Seçimlerimizin en önemli şekilde bizleri bir konformizme götürmemesi gerektiği gibi aynı zamanda bir anarşizme de götürmemelidir. İnsan: ölçülü olması gereken hayvandır!



# :
Hayalii
- Alem bir sırattı, ben gayyada kaldım.

Henüz yorum eklenmemiş. Bi yorum atmaya ne dersin?

    Bi yoruma ne dersin ?

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir