Edebiyat, Kurgu

Hafif doz şalgam&morfin

Hafif doz şalgam&morfin

 Bu yazıyı yapacak daha iyi bir şey olmadığı için yazıyorum. Daha doğrusu hem çok üşengeç olup hem de bir şeyler yapmak istediğim için. Arkadaş ortamında bazen bir konunun lafı açılır biri sorar şöyle bir durumda ne yapardınız diye. Diğeri cevap verir gayet içinden geldiği şekilde. Sonra öbürü çıkar ve marjinallik gömleğini giyip gayet alakasız ama aslında ona göre çok mantıklı ve süper ötesi olduğunu düşündüğü bir şey söyler. Hah işte ben şuan o ikinci sıradaki denyo gibi hissediyorum kendimi o yüzden paragrafın ilk cümlesinin bu olmasına karar verdim. 

 Uzun zamandır evde değildim. Eski arkadaşlarımı ziyaret ettim. Ailemin yanına gittim. Sonra aynı arkadaşlarımın yanına tekrar gitmek zorunda kaldım ve en sonunda eve döndüm. Bu arada eski arkadaş, eskiden arkadaş olup şuan alakamın olmadığı insanlar değil. Oradaki eski bir süreci tanımlıyor. Her haltı açıklamak zorunda gibi niye hissediyorum bilmiyorum. Velhasıl evime döndükten sonra içimde yabancı bir his oluştu. Güvende olmak + huzur + eser miktarda mutluluk karışımı bir his. Halbuki en fazla 15 gün sürmüştü. Ama bu hissiyat her zerremi kapladıktan sonra bunu başka bir hisse benzettim istemsizce. Bir şeyler hissedip uzun zaman görmediğin birini görünce kalbine düşen o coşkuya benziyordu. Mesela Ritalin denen ilaç Kokainden bir molekül farklıdır. Ama Kokaini keşler Ritalini ise dikkat bozukluğu ve hiperaktivite hastaları kullanır. İşte o bir moleküllük fark bile fazlaydı bu durumda o kadar benzerdiler. Acaba insan sevdiği birine kavuşmayı bu yüzden mi bu kadar arzuluyor genetik emirlerin getirdiği güdülerin haricinde. Kendini mütemadiyen evinde hissedebilmek için mi?

 Bu düşüncelerimi yalnızca bir makinenin tuşlarına basıp ya da kalem ile döküyorum kafamdan. Biri ile konuşulacak en son şey olması gerek bence bu. Çünkü insanlar mevzu bu olunca hunharca ahkam kesiyor. Herkesin bir fikri var ve bu fikir en doğrusu en yanlışlardan arınmış olanı gibi. Sonra günümüz diyaloglarının çoğunda olduğu gibi herkes kendi yaşadıklarını anlatma sırası bekliyor. Anlatınca rahatlanıyor. O yüzden anlatmaya yönelik rağbet artıyor. Tıpkı uzun yola çıkmadan bir gün önce hunharca acı yemiş bir biçârenin durumu gibi değil mi? İşte bende üzerime pislik sıçramasın diye uzak kalmaya karar verdim. Ortamlarda "şöyle egomuz var böyle narsistiz hölelek hölelek" diye öteni bile muhabbet edemiyor. Monolog kuruyor. Kendini sahneye davet ediyor önce. Sonra alkışlamayı ihmal etmiyor yüce şahsını. Sonra başlıyor verip veriştirmeye. Sustuktan sonra sırasının gelmesini bekliyor. Sıra kendine gelince yine öznesi "ben" olan ama sadece ben olan nutuklar atıyor. Normalde yazı yazarken küfretmekten hoşlanan biri değilim ama tutamayacağım sanırım kendimi. Samimiyetsiz sik kırığı seni. Tek derdi amcık olan ama bunu sırf görünmez politik doğruculuğunun ardına koyup, dillendiremeyip, amsalak edebiyat yapan iktidarsız orospu çocuğu. Kızlarla konuşurken ülümünatü gibi subliminal mesajlar veren vasıfsız sik kırığı. Sanki çok önemsiyormuş çok seviyormuş gibi "yeaa moruk hıpffsss *bi fırt çeker* Nazım Hikmet'te serbest yazmış çok kasmican oherz oherz" diye öten aptal piç. Babayın sikine bomonti şişesiyle vururum senin. Ananın kafasına Franz Kafka kitabı atarım. Ne de olsa tanıdık şeyler bunlar senin için. Bunların ötesini ne bilecen fakir deyyus. Neyse beyler sakinim. Şimdi ekşici gibi devam edeceğim yazıya lol swh swh swh. 

 Anlaşılmamak ne kötü lan. Düşünsene karşıdakini önemseyip uzun uzun nefes harcıyorsun bir şey anlatıyorsun. Belki tam anlamamıştır diye çeşitli benzetmelerle metaforlarla süslüyorsun. Adam geliyor sana hiç alakası olmayan cevap veriyor. Dünyanın en yalnız insanı kimdir deseler işte bu anlaşılamayan adamdır derim. Mesela şuan bir feminist bu cümleleri yazarken yanımda olsaydı "Adam ne ya? Neden sürekli düzgün ve olması gerekeni adamlıkla bağdaştırıyorsun sen yeaa? Eril dilini bırak öyle yaz lüften ühera ühera" derdi. Bende muhtemelen Sprite şişesini götüne sokup yazmaya devam ederdim. Ama yine de canım sıkılırdı bu duruma. Bak işin içine feminizmi sokunca aklıma lisedeki koca götlü bir kız geldi. Kız arkadaşımla olan gayet hoş, kaymak gibi birlikteliğim gözüne battığından içten içe bir kin beslemişti bana karşı. Ve birgün ortada makul bir sebep yokken beni tuttu çekiştirdi sonra tokat attı. Bende buna mukabil tekme ile ya da ne tekmesi amına koyim, depiii bastım orospuya. Anıra anıra ağlamaya başladı bu sınıfın içinde. İşin tuhaf yanı bu değil. Bu duruma o ana kadar şahit olan sınıf ahalisi o andan itibaren bu orospunun tarafına geçip bana "ya ne biçim herifsin kıza vuruyorsun" minvali laflar etmişti. Herkes kızın başına toplanıp onu teselli etmeye çalışırken biz bir kenarda oturuyorduk gariban gariban. Nerden geldi yine aklıma bu? Ulan kız arkadaşımdan ayrılmış olabilirim ama birgün senin elini kolunu bağlayıp sabaha kadar black metal dinletecem sana. Ruh hastası orospu. Erasmusta anal penetrasyona mağruz kalmaktan kaçınmayan ızdırabını siktiğim. 

 Daha fazla yazacak bir şey yok şuan önbelleğimde sanırım. Yeterince içimi döktüm. Bakın küfrettim ne kadar samimiyim öheöheöahöaöha. Rap sokaktır moruqq küfür samimiyettir moruqqq. 

 SİKEYİM!

[zombify_post]




Henüz yorum eklenmemiş. Bi yorum atmaya ne dersin?

Bi yoruma ne dersin ?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir