Edebiyat, Seyahat

Gün Doğmuyor

Gün Doğmuyor

 İnsan aklı, gelişmiş makinelerden ve diğer canlılardan kendini gözlemleyebilme özelliği sayesinde ayrılıyor bence.  Diğer tüm özellikler gibi bu da duruyor bazen. Veya çalışıyor olmasının bir işlevi olmuyor. Bir şeyleri görebilmek, bir mana ve ad koyabilmek onu özümsediğiniz anlamına gelmeyebiliyor. Doğrunun ne olduğunu bilmek, doğruyu yaptığınız veya yapabileceğiniz anlamına gelmeyebiliyor. İnsanlara gitmeleri gereken yollar hakkında tavsiyeler verebiliyor olmanız, sizin halihazırda o yolları gidebildiğinize dalalet olmayabiliyor. İyiyi ve kötüyü ayırt edebiliyor oluşunuz kötülükten kaçmanızda size yardım etmeyebiliyor. 

 Bazen olmuyor. En iyi yapabildiği iş kendine kendine yalanlar söyleyip kuşkusuzca inanmak olan bir insan bile kendini kandıramıyor. Hastalığa şifa olarak görünen nesne, etki etmiyor. Her koşulu yerine getirseniz bile yine de Türk oluşunuzdan sizi ülkeye sokmayan Hollanda gümrük memuru, insan formundan çıkıp hayatınızın her saniyesine Ja/Nee damgası ile giriyor. En kötü zamanlarda yanınızda umut ışığı vazifesi gören şeyler sıradanlaşıyor. Dipteyim diyene ilahi bir ses gülüyor. En güvenilir kaynaklar sorgulanır hale geliyor.

 İnsan denen mahluk o ince telin üzerinden yürüyüp kurtulmak ya da katlanamayıp kendini aşağı atmak arasında karar verdiği an insaniyetine kavuşuyor. Bütün bu süreç kelimelerle yazılıp göz ile okunacak kadar kolay olmuş olsaydı diyorum. Çıldırmamaya gayret ederken bir yandan çaba harcamak yeterince güç çünkü. İşin sonunda karaya çıkacağını bilmeden yürürken üstelik. 



# :
machodolar
- Parasıyla değil mi kardeşim?

1 Yorum