Deneme & Hikaye, Genel, Kurgu

Bir MARULun hikayesi

Bir MARULun hikayesi

Bir zamanlar “seçimlerimiz=biz” tarzında bir yazı paylaşmıştım. Belki aramızda hatırlayanlar vardır.
“Şimdi, bir bitki olsaydınız ne olurdunuz?” sorusunu anımsayanlar vardır umarım. Aslında şuan anlatacağım şeyin bununla tek bağlantısı içinde bir bitki geçmesi. Bazen bu kadar anlamsız olabiliyor. “Bir MARULun hikayesini” işleyeceğiz. Bir eviniz olduğunu düşünün. İki katlı ama üstte iki tekli koltuk ve bir küçük tenekenin bulunduğu, günbatımıyla özdeşleşmiş olan teras var. Evin yanında ULU bir çınar bulunmaktaydı. Evin ön tarafında küçük bir bahçe ve içerisinde marullar bulunmaktaydı. Bahçıvan her gün o bahçeye gereken özeni gösteriyordu fakat siz bu konuda aynı fikirde olmadığınız için sık sık camdan izliyordunuz. Derken bahçivanın işinin olduğu bir gün oğlunu göndermiş bahçeyle ilgilenmesi için bahçıvan. Oğul Teo bahçeye giderken tütüncüye uğrayıp tütün almayı ihmal etmiyor. Bahçedeki diğer otları temizleyip marulların sularını saldıktan sonra yorgun bir şekilde yeni diktiği marulların cansız yatışını izliyordu. Elini cebindeki tabakasına attı. Kendi kendine “bir sigara sarayım da, içerken dinleneyim.” dedi. Cebinden tabakasını aldı başladı sarmaya. Önce kağıdı şöyle bir işaret parmakları ile başparmakları arasında toparlayıp arasına tütünü yerleştirdikten sonra kağıdı dili ile ıslamak suretiyle bir hamlede dolayıverdi. Ucundaki fazla tütünü parmakları ile koparıp tabakasına atmayı ihmal etmeden son kez sigarasına baktı. Dudaklarına götürdü. Diğer cebinde kibriti çıkarıp alevlendirmesi ile dumanın öyküsü başladı. İçine çektikçe daha çok çekme isteği gösteren Oğul Teo kendinden geçmeye başladı. Bir capcanlı kocaman marullara bakıyor birde yeni diktiği solgun boynu bükük olanlara. İç geçirirken aklında bir soru beliriyor: “Ya bizde ölüp canlanabiliyorsak?” Nasıl yani öldükten sonraki yaşam mı? Ama onda başa sarma var sen kaldığın yerden devam etmeyi ifade etmiyor musun? Teo: bırak şimdi onu da bir MARULun dikim hikayesine ne kadar benziyor değil mi?, derken gözleri kocaman olmuştu.” Bir marul önce tohumdur…” diyerek söze giren Teo durmadan anlatmaya devam etmek istiyordu. “Tohumu salladın bir köşeye suyunu verdin ve bekledin. Bir süre sonra küçük yeşil başlar türemeye başladı toprakta. Sen sulamaya devam ettin. Yaklaşık 5-6 parmak boylarına ulaşan marulların artık buradan seyrekleştirme olarak ifade edilen biçimde alınıp yeni yerlerine sıralı olarak dikilmeliydiler. Toprağı güzelce uygun koşullara getirdikten sonra marul fidelerini tek tek SÖKMEye başladın. Biriktirdiğin fideleri usulca yeni yerlerine tek tek yerleştirirken çok dikkatliydin. Seyretme ve dikme işlemi bittikten sonra CAN Suyunu vermeyi ihmal etmeden diğer işleri yapmak için oradan ayrıldın. Birkaç saat sonra geri geldiğinde yeni dikilmiş marulların solgun boyunlarını bükmüş bir şekilde toprakta uzandıklarını gördün. Tekrar su vermek aklından geçsede bunun fazla olacağına kendini ikna edip oradan ayrıldın. Aradan geçen günler içerisinde tekrar bahçeye uğramadın ve tekrar geldiğinde yeni dikilmiş olan marul fidelerinin canlandıklarını gördün. Vay be, tek kayıp yok dedin kendi kendine. Hah, işte tamda burada film koptu. Teo MARULa uzun uzun baktıktan sonra. Sen nasıl bir bitkisin, dedi. Önce seni yeşerttim, sonra seyrelttim(yani seni öldürdüm) sonra tekrar toprağa diktim. Solgun yatarken su verdim. Köklerine değen sular ile beslenip yavaş yavaş yeniden canlandın. Sen ne mübarek bir bitkisin, dedi. İçinden “Keşke bizde böyle öldükten sonra sulanıp geri dirilsek.” diye geçirdi. Sigarasından son fırtını çekti, marula el sallayarak evine gitmek için yola çıktı.
Ne muhteşem bir olay değil mi aslında?



- Sadece kalbinin gücüne ihtiyacın var

Henüz yorum eklenmemiş. Bi yorum atmaya ne dersin?

Bi yoruma ne dersin ?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir