Eleştiri

İçimdeki Kadın Çığlıkları

İçimdeki Kadın Çığlıkları

Merhabalar, kadınların maruz kaldıkları şiddet karşısında yeterli olmayan yasalarımız var hepimizin bildiği üzere ve bu yasaların, sözleşmelerin kaldırılması gündeme getiriliyor. Son dönemde tecavüz veya taciz mağduru kız çocuklarının failleri ile evlendirilmesini ortadan kaldıran yasanın iptali söz konusu.
Bu konunun en temeli olan kadına şiddetin, erken yaşta evliliklerinin kültürel kodlarına götürmek istiyorum sizleri. Bu konuda bir tez okumuştum, sayıyı net olarak hatırlamıyorum, 60 veya 90 küsür (ilk eş olan çocuk gelin veya bir adamın ikinci eşi olmuş çocuk gelinlerle) kadınlarla yapılan bir çalışmadır.                  Tez çalışmasında bu kadınların evlilik öncesi, evlilik süresindeki aile içi ilişkilerine ve evlilik sonrasındaki yaşamlarına değinilmiştir. Biraz bilgi vermek gerekirse bu kadınlardan birkaçının evlenmeden önce okula devam ettiği, bazılarının hiç eğitimsel hakları ile buluşturulmadığı, bazılarının ise eğitim haklarını elinin tersi ile ittiğini görmekteyiz. Bu son ele aldığım gruptakiler kültürel kodların etkisine yoğun maruz kalanlardır, bu gruptakilere evliliğin , bir evinin olmasının özendirildiği (bunun altında yatan ise anne ve babanın kız çocuğuna gereken değeri vermemesidir.) görülmektedir. Devam ediyor: Ailesinde aradığı sıcaklığı bulamaması, ailesinin kendisine güven vermemesi, evlenen arkadaşlarının veya annesinin evliliği iyi, olumlu ve övücü sözlerle anlatması, kız çocuklarının evde geçirdikleri sürenin yoğun yani ev dışına çıkışlarının kısıtlı olmasından ötürü evlenince özgür olacaklarını düşünme olarak sıralayabiliriz. Buradakilerin tamamına kültürel kod demek bile yanlış çünkü kültürel aktarım iyi ve olumlu olmalıdır. Burada gerçekleşen ise en olumsuz aktarım olarak gördüğüm çocuğun bunu kaderi olarak sayması, doğru olmayan bir kadercilik anlayışı geliştirmesidir. Daha da açmak gerekirse şiddet görmek, ikinci sınıf insanmış muamelesi görmek onun kişiliğinin bir parçası oluyor. En can alıcı nokta ise kız çocuğunun zaten hiçbir söz hakkı yok ama babasının da kızıyla ilgili bir karar vermesi, (karar da vermemeli tabii ki) ailenin en büyük erkeği kimse otorite olan kişi o oluyor ve tüm kararlarda söz sahibi o oluyor. Bunun sonucunda kadınlarda erkeklerin karar meclislerinde berdel karşılığında veya borç karşılığı takas usulündeki eşyadan farksızmışcasına kullanılıyorlar. Türkiye'de "Kocandır ne yapsa yeridir. "anlayışı toplum nezdinde değişimlere uğruyor fakat bu anlayış tümden değişime uğramalıdır.
Bu anlayış kadınların haksız yere öldürülmesine, istemediği ilişkileri sürdürmek zorunda kalmasına ve beden formatı( kalçalarının olması, göğüslerinin olması, bacaklarının güzel görünmesi) yüzünden her türlü suçlamaya maruz kalmasına ve taciz- tecavüze uğradığında bu bir namus meselesi olarak algılanıyor ve bu leke temizlenmeli. İşte bu kaldırılması istenen yasa da aynı zihniyetin ürünü…. Ne yazık ki!!!!!
Namus kadının iki bacağı arasında değildir. Bu ülkede ister açık giyimli ol ister kapalı giyimli her şekilde tacize veya tecavüze uğruyorsun. Açık giyim üzerinden insan eleştirip, demagoji yaparak prim elde edenlerde var tabii. Burada şu soruyu yöneltmek istiyorum:
Kadın diyelim mini elbise giydi, tecavüze uğradı, onun suçu oldu.
Diyelim dekolte bir elbise giydi, tacize maruz kaldı, onun suçu oldu.
Kadın gecenin bir saati dışarıda idi, tecavüze uğradı. Üstüne kendisini ölü bulduk. Peki öldürülmeyi de o mu tercih etti? Soruyorum öldürülmek de mi onun suçu? Aaaa pardon siz buna da cezaî indirim yapıyordunuz değil mi? Nasıl da unuttum…    Sizin de anladığınız gibi yine hüsran, bu yasanın kaldırılması ile kız çocukları tekrar tekrar her gece faili tarafından tecavüze uğrayacak, siz (o zihniyet) bunu tecavüz olarak saymayacaksınız ama kız çocuğunu hiç düşünmediniz. Kayıp bir hayat daha karışabilir yakında gökyüzüne, birden fazla ölüm ilanı bastıralım.
Başlık: Yine Yaşayan Ölüler
Ve kadın yine bunu kaderi sayacak, bu benim kaderim diyecek. Ne acı!!!
İşte tam da bu sebepten her kadının feminist görüş ve düşünceleri benimsemesini, temel hak ve hürriyetlerini bilmesi gerekmektedir. Bunu gereksiz ve saçma buluyor iseniz de hiç önemli değil.
Ve hemcinslerimden bir ricam var: Yasaklı kelimelerimiz olsun dekolte gibi (Kime göre açık veya kapalı), seksi olmuş gibi. Seksi olmuşsun resmen bir hakaret, sen neden bizlerin bedenleri üzerinde söz söyleme, yorumda bulunabilme hakkına sahip olabilesin ki.




Henüz yorum eklenmemiş. Bi yorum atmaya ne dersin?

Bi yoruma ne dersin ?

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir