Genel, Tarih

ASPANDA BÜRKÜT JERDE KÖKBÖRÜ!

ASPANDA BÜRKÜT JERDE KÖKBÖRÜ!

YİNE GÜL KOKTU HER YER...

Selam olsun turan ülkesinde uyanılacak sabahlara. Ölümle eğleşen tunç yürekli Türklere, şehbaz cengaverlere, serdengeçtilere bin selam. Selam olsun Kürşad'ın çizdiği bağımsızlık yoluna. Selam olsun Yafes'in oğullarına... Yiğitler şüphe yoktur ki bir çok Türk beyi tarihimizi farklı noktalara getirmiş ve tarih yazmıştır. Mete'den Kürşad'a,Atilla'ya, Alparslan'a, Kılıçarslan'a, Fatih'e, Yavuz'a ve daha nice Türk büyüklerine hepsine bin selam...  Mikail Bey, savaş meydanlarının kartalı. Türk bakışlı Mikail Bey. Savaşın tam ortasında ''ALLAH ALLAH!' nidalarıyla sallıyor kılıcını düşmana aman vermeyen dik duruşlu güzel insan. Cihan, kılıçların sesini dinlerken ortalık toz duman ve bir kılıç iniyor Mikail Bey'e. Hafif bir gülümseme ve şehadet şerbetini içiyor. Acaba oğulları aklına geliyor mu? İki büyük güzel insanın neler yapacağından haberi var mı? Evlatlarının kokusu geldi mi burnuna? Yine gül koktu her yer... Kahraman şehidin iki oğlu var yiğitler. Aspanda bürküt jerde kökbörü olan iki yiğit. Onlar ki biri gökte kartal diğeri ise yerde bozkurt . Onlar ki Çağrı ve Tuğrul Bey. Kınık ve dahi tüm oğuzların umudu olan Selçuk Bey'in iki gözbebeği. Biri gökyüzünde uçmayı öğrenirken diğeri yerde hakimiyet kurmayı öğreniyor. Biri kartal gibi ileriyi görmeyi hedeflerken diğeri yırtıcı bir bozkurt gibi hırçın ve bir o kadarda  temkinli. Elmanın iki yarısı yiğitler, omuz omuza yürümeyi hedefliyor...

AYRILIKTA AZAP, BİRLİKTE RAHMET VARDIR...

Çağrı Bey: jerde kökbörü olan savaş dâhisi lider. Savaş ondan sorulurdu. Zayıf olmasına rağmen yerinde duramayan bir kurttu. Savaş onun için eğlenceydi yiğitler. Bu özelliğini dedesinden almıştı.
Tuğrul Bey ise; geniş omuzlu, kara gözlü bir cihangirdi kartal gibi ileriyi görebilen siyasi dehası tartışalamayan Selçuklu Devleti'nin ilk sultanı olan Tuğrul Bey. Dedim ya yiğitler elmanın iki yarısıydı onlar. Birbirlerinden ayrılamayan ve asla birbirlerini yarı yolda bırakmayan iki kardeş. Öyle ki ; 1030 yılına gelindiğinde, Gazneli Mahmud Sultan ölmüştü. Sultan’ın iki oğlu, taht kavgasına tutuştular. Buna karşılık Tuğrul ve Çağrı Beyler, tam bir dayanışma içerisinde idiler. Kendilerine Bilge Kağan ve Kül Tigin kardeşleri örnek almışlardı. Tuğrul Bey devlet başkanı, Çağrı Bey ordu komutanı oldu. Ayrılıkta azap, birlikte rahmet vardır hadisinin en güzel örnekleri bu iki kardeşte görülmüştü yiğitler.Babaları Mikail Bey’e bağlı küçük bir Türkmen (Oğuz) grubunun başında bulunan Tuğrul ve Çağrı Beylerin, Arslan Yabgu ile mesafeli-zayıf bağları vardı. Arslan Yabgu’nun, hizmetleri karşılığında kendilerine verdiği Nur şehrinde yaşıyorlardı. Tuğrul Bey, Karahanlı hükümdarı Buğra Han tarafından hile ile esir alınınca, Arslan Yabgu bu olaya ilgisiz kaldı. Çağrı Bey kardeşini kurtarmak için harekete geçti. Kurdun dişine kan değmişti. Atını dolu dizgin sürüyor düşmana azap olmaya ilerliyordu. Kardeşini yarı yolda bırakmaya niyeti yoktu ve bir hışımla düşmanın ensesinde bitiverdi... Ortalık toz dumana bulanırken Çağrı Bey yırtıcı kurt gibi düşmanı kırıp geçiriyordu. Kılıç onun elinde adeta can buluyordu. Savaş meydanlarının sultanıydı... Çağrı Bey, Buğra Han'ın tam yüz otuz komutanını esir aldı atına bindi ve kılıcını çekip şöyle seslendi ''Ya kardeşimi geri verirsin ya da adamlarının başını gövdesinden ayırırım! Sakın ola ki bunun bana yeteceğini zannetmeyesin! Gelir senin de başını gövdenden ayırırım Buğra Han!'' Buz kesilen Buğra Han hemen denileni yaptı. Tuğrul Bey'e iltifatlar edip güzel hediyelerle Çağrı Bey'in yanına yolladı. Ahde vefa önemlidir çelebiler. Hele ki böyle taht sevdasında olmayıp birbirlerine dayanan iki kardeş varsa önlerinde kim durabilir ki? İki kardeş birbirlerine kavuşmanın sevincini yaşarken başka bir tehlikenin adımları duyuluyor adım adım Dandanakan savaşı geliyordu...

BİR YANDA KARTAL, DİĞER YANDA YIRTICI BİR BOZKURT... 100.000 kişilik koca ordudan geriye kalan ise küçük bir birlik.

BİR YANDA KARTAL, DİĞER YANDA YIRTICI BİR BOZKURT...

Tuğrul ve Çağrı Bey yönetiminde olan Selçuklular artık tehdit haline gelmeye başlamıştı. Gün geçtikçe güçlenen bu beylik devlet olma yolunda adım adım ilerlerken Gazneliler'in tek amacı Selçuklu tehdidini ortadan kaldırmak ve gücünü pekiştirmekti. İki kere Selçuklu'nun üzerine gitmiş ikisinde de ağır yenilgiyle gerisin geriye dönmüştü ancak; durum bu kez farklıydı. Gazneli Mesut büyük bir savaş hazırlığına girişmişti (1040). İki yıl süren bu hazırlık neticesinde çoğunluğu atlı süvarilerden oluşan 100.000 kişilik bir ordu hazırladı. Gazneli Ordusu Selçuklu ordusuna nispetle oldukça büyük ve kabalalıktı. Tuğrul ve Çağrı Beyler tüm hesaplamalarını yapmış kararlar verilmişti. Dolaylı yoldan savaşmak en akıllıcaydı. Gazneli Mesut, ordusunun başında sefere çıkarak 16 Ocak’ta Nişabur Şehrine ulaştı. Savaşı Nişabur üzerinden kurgulamıştı ancak Sarah savaşında ağır tahribata uğrayan ve halkının çevre şehirlere göç eden Nişabur şehri yiyecek ve temiz su sıkıntısı içerisindeydi. Kalabalık ordusunun yiyecek ve içecek ihtiyacını karşılamak amacıyla çevre illerden erzak tedariki yapmaya çalışsa da yeterli olamayınca Merv şehrine ilerlemeye karar verdi. Selçuklular Gazne Ordusunu ilerleme esnasında hem vur-kaç taktikleriyle yoruyor ve yavaşlatıyor, hem de erzak tedariki için lojistik hareketlerini baltalıyordu. Gazne ordusu hem kalabalık olduğu için yavaş ilerliyor, hem de açlık, susuzluk ve yorgunluk nedeniyle zayıf düşüyordu. Nihayet Merv şehrinde konuşlu bulunan Dandanakan kalesi önünde karşı karşıya geldiler. Kurt saldırıya geçerken, kartal havalanmaya başlamış iki zekanın keskin birleşmesiyle Gazneliler'i, Dandanakan kalesine girmelerine müsaade etmiyorlardı. Çağrı Bey, Gazne ordusunun kaleye girerek savunma savaşı yapacaklarını anlamış ve bu görüşünü Çağrı Bey ile paylaşmıştı. Gazne ordusu hem susuzlukla hem de Selçuklu'nun yaman ordusuyla baş etmeye çalışıyordu. Atlı okçular öylesine hızlıydı ki nallardan kıvılcımlar çıkıyordu. Bunun üzerine Gazneliler, ordunun su sıkıntısını gidermek için birkaç kilometre daha güneyde bulunan su kuyularına doğru ilerlemeye karar verdiler. Tek amaçları bu cehennemden kurtulmaktı. Lakin istedikleri gibi olmadı vardıklarında Çağrı Bey'in kuyuların bir çoğunun kapatıldığını geri kalanında zehirlediğini fark ettiler. Bir yanda kartal diğer yanda yırtıcı bir bozkurt ve ordudaki su,yemek sıkıntısı. 100.000 kişilik koca ordudan geriye kalan ise küçük bir birlik... Savaşın sonunda ağır yenilgiye uğrayan Gazne ordusu savaş meydanından düzensiz şekilde çekilmeye başladılar. Gazneli Mesut, bu mağlubiyetten sonra otoritesini yitirmiş, askerlerinin saygısını ve bağlılığını kaybetmişti. Kendisine bağlı küçük bir birlik ile Hindistan'a doğru ilerleyerek hem Selçuklulardan hem de kendi askerlerinden kaçmaya başladı. Bu kaçış hareketiyle Selçuklulardan kaçmayı başarabilmişti ancak kendi askerlerinden kaçamayıp askerleri tarafından öldürüldü. Böylece, cihan devleti kurulmuş oldu.

Bu iki kardeşin vesilesiyle Anadolu'nun kapıları aralandı ve dahi ilerisinde Balkanlar'dan tüm Avrupa'ya tarihin krokisi çizildi. Bu kardeşlik kan bağından da öte olmalı ki, iki kardeş birbirlerini vefat edene kadar desteklediler. Yiğitler unutmayalım ki Selçuklu cihan Devleti'nin yaptırmış olduğu bir çok teşkilatı Osmanlı cihan Devleti de devam ettirmiştir. Balkanlar'da ve dahi Avrupa'da nice fetihler yapan ecdadımız Tuğrul ve Çağrı Beylerin zaferlerini unutmamışlar onların yolundan gitmişlerdir. Unutmayalım yiğitler AYRILIKTA AZAP, BİRLİKTE RAHMET VARDIR...

BİR HATAMIZ OLDUYSA AFFOLA...

(Grup Orhun'a müziklerinden dolayı teşekkürü borç biliriz)

HÜDAVENDİGAR

İlgini çekebilir :

“ASPANDA BÜRKÜT JERDE KÖKBÖRÜ!” için 3 cevap

  1. Tebrikler unuttuklarımızı hatırlamak yazılarını okuyarak daha bir güzel oluyor

  2. MUHTEŞEM!
    Hayirli nurlu ve bol sevapli RamazanlarC☆
    Allaha emanet ol Muhammed Abim :-))

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

İlginizi çekebilir